resim yükle

Arşiv Tarihi (Aylık) : Haziran, 2008

Maymun düşünerek robot hareketlendirdi

Yazar: KPLN! Haziran - 23 - 2008 Yorum Yap

Maymun, robotBilim adamlarının, beyinlerini elektrodlar yoluyla bilgisayara bağladıkları iki maymunun robotu hareket ettirmeyi başardılar.

Bilim adamlarının, beyinlerini elektrodlar yoluyla bilgisayara bağladıkları iki maymunun düşünceleri ile hareket ettirdikleri robot kolu kullanarak birkaç lokma yemek yiyebildikleri, bunun da Parkinson ve Alzheimer gibi beynin hastalıkları için büyük bir umut oluşturduğu bildiriliyor. İngiliz The İndependent gazetesi, yapılan çalışmanın başarılı sonuçları tam sayfa kapaktan “Bir maymum için küçük bir lokma, insanlık için büyük bir hamle” başlığı ile verdiği haberinde duyurdu. Bu olağanüstü başarının robotsu prostetik uzuvların ve sadece zihin kontrolü yöntemini kullanarak felçli hastalar tarafından idare edilecek otomatik cihazların geliştirilmesinde büyük bir aşama olarak görüldüğü kaydediliyor. Haberde, bilim adamlarının, felcin yapay uzuvlar veya tekerlekli sandalye kullanma konusunda çok az imkan sunduğu omurilik yaralanmalarına ve motor nöron hastalığına sahip olan hastalarda yeni teknolojiyi kullanmayı planladıkları bildiriliyor.
Bilim adamlarının bir gün, araba sürmekten, fork lift kamyonu kullanmaya kadar teknolojinin bir çok amaca uyum sağlamasını sağlayacak ve insan vucudunun doğal bir uzantısı gibi hissedilecek robotsu makineler geliştirmeyi umdukları belirtiliyor.

FELÇ VE AKIL HASTALIKLARI İÇİN DE UMUT IŞIĞI Haberde, Pittsburgh Üniversitesinde Nörobiyoloji profesörü olan Andrew Schwartz’ın “İyi kontrol edilmiş ve akıcı hareketlerle maymunlar şekerleme parçalarını ve meyvayı ağızlarına getirmek için robot kolu hareket ettirmeyi becerdiler. Beyin-makine ara yüzü teknolojisini kullanarak beynin nasıl çalıştığını anlamaya başlıyoruz. Beyni daha çok anladıkça, Parkinson hastalığından felce, Alzheimer’dan akıl hastalıklarına kadar geniş bir yelpazedeki beyin bozukluklarını daha iyi tedavi edebileceğizö şeklindeki görüşlerine yer verildi. Gazete, çalışmanın kasların hareketini kontrol eden beynin karmaşık elektriksel aktivitesinin kaydedilmesi için yöntemler bulmaya çalışan büyük bir çabanın bir parçası olduğu belirtti. Bilim adamlarının, ileride bir uzvun hareketi hakkındaki kişinin niyetlerini belirten beyin örüntüsünü ortaya çıkaran bir yöntem geliştirmeyi umut ettikleri bildiriliyor.

Kaynak: Milliyet

Etiketler: , ,

Yahoo! da durum Karışık..

Yazar: KPLN! Haziran - 23 - 2008 Yorum Yap

yahooMicrosoft’a kafa tutan son Web kalesi Yahoo, dışardan sapasağlam ayakta görünüyor ancak kalelin içi çatır çatır çatlıyor.

2007 yılından bu yana 50 kadar Yahoo yöneticisini yeni açılan firmalara ya da Google gibi “sağlam” firmalara kaptıran Yahoo’da son ayrılık haberi Flickr’ın kurucu ortakları Caterina Fake ve Stewart Butterfield çifti oldu. 2004 yılında fotoğraf paylaşım sitesi Flickr’ı kuran ve kurdukları şirket Yahoo tarafından 34 milyon dolar’a satın alınınca Yahoo’ya transfer olan çift, Yahoo’da işlerin iyi gitmediğinin bir diğer göstergesi oldu. Catherina Fake, 13 Haziran’da “Teknoloji geliştirmekten sorumlu genel müdür”lük görevini bırakırken, Flickr’dan sorumlu olarak halen çalışmaya devam eden Stewart Butterfield 12 Temmuz’da işi bırakacağını açıkladı. Çiftin Yahoo’dan sonra ne yapacakları henüz belli değil, ancak Stewart Butterfield’ın istifa mektubunda yer alan “ailemle daha fazla vakit geçireceğim” ifadesi bir süre sessizlik sağlanacağı konusunda bir kısım fikir vermekte.

Etiketler: , ,

Yüzyılın deneyinde 50 Türk

Yazar: KPLN! Haziran - 23 - 2008 Yorum Yap

Yüzyılın deneyi“Yüzyılın Deneyi”nin yapılacağı Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN), 50’yi aşkın Türk bilim adamı yer alıyor.

“Parçacık hızlandırıcılarıyla atom altı parçacıkları çarpıştırarak maddenin nasıl oluştuğuna ilişkin birçok sırrın anlaşılmasını sağlamak” amacıyla gerçekleştirilecek “Yüzyılın Deneyi”nin yapılacağı Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN), 50’yi aşkın Türk bilim adamı yer alıyor. Türk bilim adamlarının çalışmaları ile ilgili bilgi veren Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Subaşı, Türkiye’den Ankara, Boğaziçi, Çukurova, Doğuş, Ortadoğu Teknik ve Yıldız Teknik üniversitelerinin, CERN’de yapılan çalışmalarda üye olarak yer aldığını, bunların dışında bazı üniversitelerin de bu üye üniversiteler kanalı ile deneylere katılma olanağı bulduklarını bildirdi. 2007’de uçak kazasında hayatını kaybeden Prof. Dr. Engin Arık’ın 30 senedir bu konuda çalıştığını, hayalinin Türkiye’nin CERN’e tam üye olarak katılımı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Subaşı, CERN’e ülke bazında tam üye olmak için 15-20 milyon dolar gibi bir paranın her sene ödenmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’de yüksek enerji fiziği alanında büyük bir potansiyelin olup olmadığı tartışmalarıyla ülke olarak üyeliğin geciktirildiğini öne süren Metin Subaşı, şunları kaydetti: “Merkeze ülke olarak üye olunsaydı 50 değil, belki 250 Türk bilim adamı orada olabilirdi. Çünkü çok yetenekli, çalışkan ve yaratıcı gençlerimiz var. Hiçbir ülkede yok bu potansiyel. Ayrıca, CERN’e ödenen bu parayı başlangıçta CERN, o ülke için harcıyor. Bu para ile o ülkedeki yüksek enerji fiziği alanındaki çalışmaları destekliyor, alt yapı oluşmasına katkı sağlıyor. Daha da önemlisi CERN, bir üye ülke için sadece fizik çalışmalarına katılmak anlamını taşımıyor. CERN’e üyelik, ülkenin ekonomik ve teknolojik gelişmesine de katkı sağlıyor. Üye ülkeler, CERN’deki deney sistemlerinin kurulmasında gerekli malzeme ve cihazları temin ederek, ülkelerine hem ekonomik açıdan ödemelerinin çok üstünde gelir temin edebiliyor, hem de yüksek teknolojinin ülkelerinde geliştirilmesine katkı sağlayabiliyorlar.” CERN’DE TÜRK ÜNİVERSİTESİYıldız Teknik Üniversitesini CERN’deki ALICE deney grupları arasına dahil eden Prof. Dr. Metin Subaşı, CERN serüveninin 2006 yılında başarılı doktora öğrencisi Ayben Karasu’nun doktora tezini CERN’de yapması, oradaki ALICE grubunun lideri Prof. Jean-Pierre Charles Revol ile bir arkadaşı vasıtasıyla iletişim kurarak sağladığını, kendi imkanlarıyla gidip gelen öğrencisine daha sonra Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) tarafından projeleri kapsamında destek verildiğini anlattı. Prof. Dr. Subaşı, CERN’deki projelerine daha sonra 3 öğrencisini daha dahil ettiğini, ALICE grubu yöneticilerinin de çalışmalarına büyük destek verdiğini ve kendilerini cesaretlendirdiğini söyledi. Subaşı, şunları kaydetti:
“Bu zor koşullarda, bu kadar hevesli olduğumuzu görerek CERN’de bizi o kadar iyi karşıladılar ki, bize ’Siz grup olarak üye olun. Hiçbir para ödemeden deneylere katılmanızı sağlayacak bir üyelik verelim size. Resmi hale getirelim çalışmalarınızı, zorlukla karşılaşmayın’ dediler. Bunun üzerine Kasım 2007’de başvuruda bulunduk. 6 Nisan 2008’de üyeliğimizin kabul edildiğine dair mektup geldi. Bizim ALICE grubunun program ve stratejileri hakkında söz hakkımız yok, ancak deneye katılma, deney verilerini kullanma ve yorumlama konusunda görev üstlenebiliyoruz.” CERN’de yaz döneminde, genç bilim adamlarının yetişmesi için kurslar yapıldığını, bu kurslara tam üye olmayan ülkelerden sadece birkaç öğrencinin kabul edildiğini anlatan Subaşı, bu yaz yapılacak kurslar için Türkiye’den kabul edilen 3 öğrenciden birisinin kendi öğrencisi olduğunu bildirdi. Metin Subaşı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kısıtlı olanaklarla ortaya koyduğumuz performansı takdir eden CERN’deki bilim adamları, bize kahraman gözüyle bakıyorlar. Ve Türkiye’den gelen grupları isim isim biliyor, çalışmalarını takdir ediyorlar. Bizler de ülkemiz adına bu tarihi fizik deneylerine katıldığımız için gurur duyuyor, CERN’deki meslektaşlarımıza ve bizleri destekleyen, ülkemizi CERN’e tam üye yapmak için uğraşan TAEK’e teşekkür
ediyoruz.” CERN’DE NELER OLUYOR? Nükleer reaksiyonların ancak yüksek enerjilerde oluştuğunu, yüksek enerjinin ise atom altı parçacıkları çok yüksek hızlara getirecek “hızlandırıcı” denilen makineler kullanılarak elde edildiğini anlatan Prof. Dr. Subaşı, büyük yatırım gerektiren yüksek enerji fiziği alanındaki çalışmalar için birçok Avrupa ülkesinin bir araya gelerek kurdukları CERN’e, bilim adamlarının projeleriyle katıldığını söyledi. Subaşı, CERN’de yapılan çalışmalara ilişkin şu bilgileri verdi: “Bugün, atomun bir çekirdek ve etrafında dolanan elektronlardan ve de çekirdeğin, proton ve nötronlardan oluştuğunu biliyoruz. Proton ve nötronların ise ’kuark’ ve ’gluon’ ismi verilen parçacıklardan oluştuğunu öngörüyoruz. Kuarklar, ’kuvvet taşıyıcı’ olan gluonlarla çekirdek içinde hapsolmuş durumda bulunduklarından, bugüne kadar serbest olarak gözlenebilmiş değillerdir. İşte, atomdan kuarklara uzanan bu süreç CERN’de deneysel ortamda tersinden izlenecek. Yani protonlar ve nötronlar Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda (LHC), güneştekinin 100 bin misli sıcaklıkta ’eriyerek’, kuarkların ve gluonların serbest kalmasına, dolayısıyla gözlenebilmelerini olanaklı kılacaklar. Böylece, evrenin oluşumu sırasında meydana geldiği düşünülen büyük patlama ’Big Bang’, 13 TeV kütle merkezi enerjisindeki protonlar çarpıştırılarak, laboratuvarda, 10-15 metre çaplı küre hacmi gibi küçük bir hacim içinde oluşturulmuş olacak. Dolayısıyla, patlamadan sadece saniyenin milyonda biri uzunluğunda bir süre sonra oluşacak kuark-gluon ortamından, yoğunlaşmayla, proton ve nötronun oluşumunu, yani, maddenin nasıl kütle edindiğini öğrenmiş olacağız. Tabii, beklenenler gözlenemezse, öngörülerimizin arkasındaki teorilerimiz iflas etmiş olacak, yeni teoriler yaratılması gerekecek.” ALICE, CMS, ATLAS ve LHCb DENEYLERİCERN’de parçacık hızlandırıcılarıyla yapılacak ve evrenin ilk yapı taşlarının ortaya çıkmasını sağlayacak bu deneyde parçacıkların (proton, ağır iyon) bir kısmının saat yönünde bir kısmının ise aksi yönde hızlandırılarak, her birinin 7 tera elektron volt gibi müthiş bir enerjiye ulaştıktan sonra çarpıştırılacaklarını dile getiren Prof. Dr. Subaşı, böyle bir deneyin gerçekleştirilebilmesi için İsviçre-Fransa sınırında (Geneva) bulunan CERN’de, yerin 100 metre altında inşa edilmiş laboratuvar tünelinde 27 kilometre uzunluğunda bir hızlandırıcı halkası (LHC) inşa edildiğini anlattı.
Hızlandırıcı halkasının üzerinde 4 adet detektör istasyonu bulunduğunu ve buralardaki detektörlerin CERN’de yapılacak 4 temel deneyin merkezini oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Subaşı, şunları söyledi: “Bu deneyler, ALICE, CMS, ATLAS ve LHCb olarak anılıyor. Hepsi farklı yönden yaklaşarak bilinmeyenleri ortaya koymaya çalışacaklar. Sadece evrenin oluşmasını değil, evrende neden anti maddeden çok madde var? Anti madde nerede saklanıyor? Gök yüzüne baktığımızda gördüğümüz yıldızlar arası karanlık ortam (karanlık madde) ne içeriyor? Evrende kaybolan kütle nereye gidiyor? Evrende var olduğunu bildiğimiz kuvvetler gerçekten tek bir potansiyelden mi türüyor (Higs ’bozonu’ var mı?)? gibi önemli sorulara yanıt aranacak. Bizim grubun angaje olduğu deney ALICE deneyi, yani, evrenin oluşumu hakkında mevcut teorinin öngördüğü ’kuark ve gluon’ plazmasının varlığını belirlemeye çalışan deney grubu.” “FİZİK BİLİMİNDE TAM BİR KIRILMA NOKTASINDAYIZ”Büyük patlamayı resmedecek deney sonrasında çok mikro düzeyde bir maddenin oluşacağını, çarpışma olduğu zaman “Büyük Patlama”da olduğu gibi etrafa parçacıkların saçılacağını kaydeden Prof. Dr. Subaşı, şunları anlattı: “ALICE deneyinde, ALICE detektör sisteminin merkezinde bu patlama olacak. Detektör sistemi, 16-20 metre çapında binlerce ton ağırlığında dev bir sistem. Detektörler soğan kabuğu gibi, biri diğerini sarmalayacak şekilde kat kat yapılmış, her biri çeşitli parçacıkları tanımlayacak yetenekte. Diğer bir deyişle, patlamadan yani çarpışmalardan çıkan parçacıklar ne kadar yüksek enerjide olurlarsa olsunlar bu detektörlerin içinde geçerken mutlaka bir iz bırakacaklar, yani, kendilerini ifşa edecekler. Proton ’eriyip’ kuark ve gluonların serbest kaldığını, ortama çıkacak ’acayip parçacıkları’ detektörlerde bıraktıkları izlerden tanımlayarak öğreneceğiz.. Ve diyeceğiz ki, ’evet, kuark vardır’. Eğer tersi olursa bildiğimiz şeylerin doğru olmadığını anlayacağız. Yani, fizikte tam kırılma noktası diyebileceğimiz bir
noktadayız.” İLK DENEY HAZİRAN AYINDA BAŞLAYACAK Prof. Dr. Subaşı, evrenin sırlarını ortaya koyacak deneylerden ilkinin ALICE olduğunu, bu deneyde önce protonların ardından ağır kurşun iyonlarının birbiriyle çarpıştırılacağını söyledi. Protonların çarpıştırılacağı deneyin ilk kısmının bu yaz başlamadan gerçekleşeceğini ifade eden Prof. Dr. Subaşı, “Aksilikler çıkıyor, onların çözümüne gidiliyor ama şu anda bize söylenen tarih, 2008 yılı Haziran ayı. CERN Başkanı’nın ifadesine göre, herhangi bir sorun yok,
deney başlatılacak.” İNTERNETTEN SONRA CERN’İN YENİ BULUŞU: GRİD SİSTEMİ CERN’de bu işler yapılırken büyük teknolojik gelişmelerin de yapıldığını, örneğin, günlük yaşantının artık vazgeçilmez bir parçası olan Web’in (www) CERN tarafından oluşturulduğunu belirten Subaşı, “Şimdi ’Grid’ diye bir sistem geliştiriliyor. Grid sistemi ile dünya üzerindeki mevcut pek çok laboratuvardaki bilgisayarları tek bir bilgisayardan (PC) kullanma olanağı sağlanacak” dedi. Subaşı, binlerce bilgisayarın aynı anda çalıştırılmasıyla çok daha çabuk işlem yapılmasının sağlanacağını, halen CERN içinde çalışan lokal bir Grid ağının kurulduğunu ve bütün makinelerin aynı anda kullanabildiğini bildirdi. En güçlü tek bir bilgisayarla 100 günde yapılacak hesaplamaların Grid sayesinde birkaç saniye içinde yapılabileceğine dikkat çeken Metin Subaşı, şunları kaydetti: “Bunun bir örneği, tıp alanında gerçekleştirildi. Avean Gribi’ne sebep olan virüslerin tanımlanması için pek çok laboratuvarda incelenmesi gerekiyordu. Grid oluşturuldu. Dünyaca ünlü 6 önemli laboratuvarda 300 binden fazla insan kanı örnekleri 2 saat içinde analizden geçirilerek sonuç alındı. Eğer biz Grid’i, Türkiye’den kullanma olanağını bulursak ki bu konuda çalışmalar başlamış durumda, deneylerde üretilecek verileri kullanıp analiz ve hesaplama yapmak için İsviçre’ye, CERN’e gitmemize de gerek kalmayacak.”

Etiketler: , , ,

Bell Labs, cepte projektöre oynuyor

Yazar: KPLN! Haziran - 23 - 2008 Yorum Yap

Alcatel-Lucent’a bağlı çalışan Bell Laboratuvarları, lazer teknolojisini kullanarak geliştirdiği mikroprojektör uygulamasıyla, cep telefonlarının projektöre dönüşmesinin önünü açıyor
bell
İsmini telefonun icadı ile tanınan Alexander Graham Bell’den alan Alcatel-Lucent’e bağlı Bell Laboratuvarları (Bel Labs) üzerinde çalıştığı yeni nesil teknolojilerle yakın zamanda kullanıcıların hayatında önemli değişiklikler yaratmaya hazırlanıyor.
Bünyesindeki bilim adamlarının geliştirdiği yeniliklerle bugüne kadar 6 ayrı Nobel Ödülü alan Bell Labs’in New Jersey’deki (ABD) merkezinde görüştüğümüz bilim adamları, teknoloji dünyasındaki yenilikleri, projelerini ve hedeflerini paylaştı. 2009 yılının ortasında bitecek
Şu anda Ar-Ge aşaması tamamlanan ve tasarımında sona gelinen mikroprojektör adlı yeni bir ürün sayesinde cep telefonlarına 0.8 santimetre büyüklügünde bir devre eklenerek, cihazın lazer teknolojisiyle çalışan bir projektöre dönüşmesi sağlanıyor. Bu sayede herhangi bir video kaydını veya filmi duvara ya da farklı bir yüzeye yansıtarak daha geniş ekranda izlemek mümkün oluyor.
Bu konuda çalışma yürüten araştırmacıların verdiği bigilere göre ürün en geç 2009 yılı ortalarında piyasaya çıkmış olacak. Bu ürünü geliştirirken önlerindeki en büyük sorunun pil süresiyle ilgili olduğunu belirten araştırmacılar, bu sorunu da lazer teknolojisi kullanarak aşmayı başardıklarını söyledi. Daha da geniş bant!
Cep telefonuna entegre edilecek olan mikroprojektör, şu anda 2-3 metre mesafeye kadar görüntü kalitesi bakımından oldukça başarılı sonuç veriyor.
Alcatel-Lucent’ın cep telefonu üretim işinde olmadığını belirten Bell Labs yetkilileri, mikroprojektor teknolojisi için Nokia, Sony Ericsson ve Samsung gibi cep üreticileriyle temas içinde olduklarını ifade ediyor.
5 yıl önce genişbant ile 100 Mbit’lik internet hızını yakaladıklarını ve bu alanda ciddi ilerleme kaydettiklerini belirten Bell Labs araştırmacıları, internette bant genişliğini daha da genişletmenin peşinde koşuyor.
Bunun yanı sıra Bell Labs, ABD’nin gündemindeki ‘internet çökecek’ konusu üzerine de yeni nesil bir altyapı üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. İnternetin yükünü tüm dünya geneline yaymak için çalışma başlatıldığını söyleyen Bell Labs’in bilim adamlarından sorumlu Başkanı Rod Alferness, hedeflerinin geleceğin teknolojilerinin altına imza atmak olduğunu belirtti.
Alferness, konuyla ilgili şunları söyledi: “ABD yeni jenerasyon internet konusunda bir program yürütüyor. Biz de bu konu üzerine bir araştırma yapıyoruz. Kapasitelerin artırılmasına çalışıyoruz. Alternatif senaryolar üzerine de çalışıyoruz. Kullanıma göre internet yoğunluğunu dağıtma konusuna odaklanmış durumdayız.” Her eve farklı TV reklamı!
Bell Labs’in üzerinde çalıştığı konulardan birisi de genişbant internet üzerinden sağlanan TV yayıncılığıyla birlikte hayata geçirilmesi planlanan yeni reklam modeli.
Fiberoptik kablolar üzerinden sağlanan genişbant sayesinde kullanıcıların TV izleme alışkanlıklarının rahatça analiz edilebileceğini belirten araştırmacılar, geliştirdikleri yeni bir cihaz sayesinde TV kanallarının kullanıcının ihtiyaçlarına özel reklamları sadece ona yönelik yayımlayabileceğini belirtiyor.
Böylece tüm evlere aynı reklam yerine farklı reklamların gitmesi sağlanacak. Bu yolla televizyon üzerinden hedefe yönelik direkt reklam yapılması planlanıyor. Bell Laboratuvarları Türkiye’ye gelir mi?
Bell Labs’in bilim adamlarından sorumlu Başkanı Rod Alferness, bünyesinde 25 bini aşkın araştırmacıyı bulunduran Bell Labs’in 32 bin 686 patentinin 25 bininin aktif olarak kullanıldığını açıkladı.
2006’da Bell Labs’e ayrılan bütçenin 2.7 milyar dolar olduğunun altını çizen Alferness, Bell Labs’in bugüne kadar altına imza attığı buluşlar arasında transistör, dijital bilgisayar, C dili, Unix, güneş hücreli enerji kaynağı ve lazer gibi teknolojiler bulunduğunu iletti.
Bell Labs’in ABD’nin yanı sıra dünyanın pek çok farklı bölgesinde araştırma merkezleri kurduğunu söyleyen Alferness, son yıllarda bazı merkezleri, planlanan başarı yakalanamadığı için kapattıklarını açıkladı. Bunlardan birinin de Yananistan’daki merkez olduğunu ifade eden Alferness, şimdi gündemlerinde yeniden yapılanma planı çerçevesinde yeni merkezler açmanın olduğunu anlattı. ‘Bu alanda yeni bir atılım sürecine hazırlanıyoruz’ diyen Alferness, Türkiye’nin de bu kapsamda değerlendirileceğini aktardı. Silikona, kuantum ile alternatif geliyor
Bell Labs’in üzerinde çalıştığı diğer bir alan olan kuantum bilgisayar sistemleri sayesinde de karmaşık şifrelerin geliştirilmesi ve çözümlenmesinin sağlanacağı belirtiliyor.
Şu anda bilgisayarlarda silikon kullanıldığını, bu yüzden Kuantum işlemci için istenilen düzeyin yakalanamadığını belirten araştırmacılar, Bell Labs’te kurulan bir mekezde silikona alternatif olacak grafit adlı bir ürünün tasarımda kullanılması için yoğun olarak çalışıldığını belirtiyolar.
Projede önemli aşama kaydedildiğini belirten araştırmacılar, konunun oldukça karmaşık bir yapıya sahip olduğunu bu yüzden ’son noktanın’ ne zaman atılacağının öngörülemediğini aktarıyor. İşte ilk videofon!
Son dönemde Türk Telekom’un Cem Yılmaz’ın rol aldığı tanıtım kampanyasıyla duyurduğu sabit hatlarda görüntülü telefon (videofon) teknolojisi, 1964’te Bell Labaratuvarları’nda geliştirildi.

Kaynak: Milliyet

Etiketler: , , ,

VDSL2 Geliyor!!

Yazar: KPLN! Haziran - 23 - 2008 Yorum Yap

vdsl, adsl

Telekom süper hızlı internet VDSL2 için tarife onayını aldı. 10 güne kadar konutlar ve ofisler internete 169 YTL’ye bağlanacak. Yeni abonelikle bir film 20 saniyede internetten indirilecek..

Türk Telekom’un internette hız sınırlarını zorlayacak olan VDSL2 (Very High Speed Digital Subscriber Line-Yüksek Hızlı Sayısal Abone Hattı) hizmetinin tarifesi belli oldu. Telekom’un, internet servis sağlayıcılara ‘toptan’ tarifesi 16 megabit 98 YTL, 32 megabit için 128 YTL. Türk Telekom, internette hız devrimi yaratacak olan VDSL2 ile hazırlıklarını tamamladı. Telekom, Telekomünikasyon Kurumu’ndan VDSL2 için gerekli tarife onayını da aldı. SABAH’ın edindiği bilgiye göre Telekom’un, İnternet Servis Sağlayıcılara (ISS) uygulayacağı ‘toptan’ fiyat, 16 megabit için 98 YTL, 32 megabit için 128 YTL. Internet Servis Sağlayıcılar (TTNet, Superonline, Smile gibi), bu fiyatın üzerine işletme, kâr ve diğer giderlerini ekleyecek ve hizmeti konut ve ofis müşterilerine sunacak. Internet Servis Sağlayıcıların, bu hesaplama kapsamında VDSL2 müşterilerinden (aylık) 16 megabit için 129 YTL, 32 megabit için 169 YTL ücret alabileceği belirtiliyor. Böylece 600 megabyte’lık bir filmi 32 megabit hızla 20 saniyede indirmek mümkün olacak

YENİSİ 30 ŞERİTLİ OTOBAN GİBİ
Telekomünikasyon Kurumu eski üyesi Abdullah Raşit Gülhan, VDSL2′nin internette hızı artıracağını belirterek, “Mevcut sistem ADSL, eğer 10 şeritli bir otoyolsa, VDSL2 30-40 şeritli bir otoyoldur” dedi. Gülhan, ADSL ile VDSL arasındaki farkı ’su borusu’ örneği vererek anlattı. Gülhan, “ADSL’de, evinize su, 10 santimetrelik borudan geçip geliyorsa, VDSL 2′de 1 metre çapındaki bir borudan gelecek” diye konuştu. VDSL’le birlikte abonelerin, saniyesinde internetten şarkı ve film indirme olanağına kavuşacağını vurgulayan Gülhan, “VDSL, e-sağlık, e-eğitim, e-adalette de ciddi bir dönüşüm sağlayacak” dedi. Gülhan, VDSL2′nin önemli olduğunu; ancak, yurtiçinde ‘otobanlardaki şeritleri’ artırmak kadar yurtdışı çıkışlarda da şerit sayısının artırmanın önemine işaret etti.

Kaynak: Sabah

Hadi bakalım hasretle bekliyoruz vdsl 2 nin aktifleşme sürecini…

Etiketler: , , , , ,

Firefox 3 Rekor kırdı

Yazar: KPLN! Haziran - 23 - 2008 Yorum Yap

firefox 3, firefoxPopüler Web tarayıcısı Firefox’un son sürümü olan Firefox 3.0 kullanıcıların hizmetine sunuldu.

Türkiye saatiyle dün akşam 20:00′da yayınlanan Firefox 3.0, daha ilk gün dolmadan 5 milyondan fazla kullanıcı tarafından bilgisayarlarına indirildi.

Yine kendisine ait olan Firefox 2.0′ın 1,6 milyonluk rekorunu geçerek bir günde en fazla indirilen program rekorunu kıran Firefox’un Guinness Rekorlar Kitabı’na girmesi bekleniyor.

15.000′den fazla iyileştirmenin yapıldığı Mozilla Firefox tarayıcısının 3.0 sürümünü indirmek için tıklayınız…

* Türkçe sürümünü indirmek için tıklayınız…

Gerçekten ie den çok daha hızlı olan bu tarayıcıyı indirdiğinize pişman olmayacaksınız….
Son 2 yıldır FF kullanıyorum ve sonuçtan gayet memnunum…

Etiketler: , , ,

Phoenix Mars’ta buz bulmuş!

Yazar: KPLN! Haziran - 23 - 2008 Yorum Yap

phoenix, mars, buz, teknoloji haber

Dünyaya en yakın mesafedeki bu gezegende su ve yaşam izi arayan aracın yaptığı bu keşif, görevin yerine getirilmesi yönünde büyük bir başarı oldu. Araçtan art arda gönderilen fotoğraflarda, yüzeyden alınan beyaz toprağın birkaç gün içinde eridiği gözlendi.

Arizona Üniversitesi’nden Peter Smith, düzenlediği basın toplantısında, “Bugün büyük bir gururla ve neşeyle ilan ediyorum ki aradığımız şeyin izini bulduk. Bu gerçekten de buz, başka bir madde değil” dedi.

Mars’ta su izine rastlanması, yaşam izi konusunda da kilit öneme sahip. Su olması, mikrobik düzeyde de olsa bu gezegende bugün veya geçmişte yaşam olabileceğine ilişkin önemli bir bulgu olarak kabul ediliyor.

phoenix, mars, buz, teknoloji haber

Mars’ın, yörüngesindeki yolculuğu sırasında hidrojen analizi yapan Odyssey uydusu aracılığıyla da, 2002 yılında, gezegenin kuzey kutbunda buz kütlesinin varlığı belirlenmişti. 25 Mart’ta gezegen yüzeyine inen Phoenix bu bulguyu, yerinde yaptığı analizle teyit etmiş oldu.

Araca alınan toprak örneklerinde haftalar boyu sürecek analizlerle buzun yapısı incelenerek jeolojik tarihi anlaşılacak, ayrıca organik madde aranacak.

Etiketler: , , , , ,

Volskwagen Microsoft’a karşı

Yazar: KPLN! Haziran - 23 - 2008 Yorum Yap

Bill Gates: “Eğer Volkswagen üretim teknolojisini bizim kadar geliştirseydi bugün otomobil fiyatı 25 dolara inerdi. Bir depo benzin 1000 km yeterdi.”

Microsoft başkanı Bill Gates’in ABD’nin en büyük bilgisayar fuarı olan Comdex’i gezdikten sonra, bilgisayar teknolojisindeki hızlı gelişimi örneklemek için yaptığı açıklama, ünlü otomobil üreticisi Volkwagen’i kızdırdı. PC World Türkiye editörlerinden Ziya Bahtiyar, gönderdiği elektronik postada, Volkswagen’in gates’in “Eğer Volkswagen, kendi teknolojisini bilgisayar endüstrisi kadar geliştirmiş olsaydı şu anda 25 dolarlık otomobiller, bir depo benzinle bin kilometre gidiyor olurdu” sözlerini bir açıklama ile cevapladığını yazıyor. Volkswagen, Gates’in sözleri üzerine yaptığı açıklamada, otomobil üretiminin Microsoft teknolojisi gibi olması halinde neler yaşanacağını anlatıyor.

İşte, Volkswagen’ee göre Microsoft teknolojisi ile üretilen otomobiller:
1- Ortada hiçbir neden yokken otomobiller günde en az iki kere stop ederdi.
2- Yol çizgileri her yeniden boyandığında yeni bir otomobil almak zorunda kalırdınız.
3- Otoyolda giderken birdenbire otomobilin bütün göstergeleri kilitlenir ve sizin bunu kabullenip arabayı baştan çalıştırmanız gerekirdi.
4- Bazen sağa dönüş gibi basit bir manevra, arabanın tamamen stop etmesine neden olur ve bu durumda motoru yeniden yüklemenizi gerektirirdi.
5- Macintosh, güneş enerjisi ile çalışan daha güvenli, çok daha süratli bir otomobil yapar, ancak araba mevcut yolların sadece yüzde 5’ine girebilirdi.
6- Yağ, hararet ve akü ikaz ışıklarının hepsi ortadan kalkar ve tek bir “genel koruma hatası” sinyali olurdu.
7- Yeni koltuklar herkesin aynı boy ve kiloda olmasını gerektirirdi.
8- Hava yastıkları açılmadan evvel, “emin misiniz?” diye sorardı.
9- Bazen araba durup dururken kilitlenir ve aynı anda kapı kilidini açıp, marşa basıp bir elle de anteni tutmadıkça blokaj çözülmezdi.
10- Volkswagen her yeni model otomobili piyasaya çıkardığında müşterilerin araba kullanmayı baştan öğrenmeleri gerekirdi.

Etiketler: , , , ,

Arabalarımızı Microsoft yapsaydı

Yazar: KPLN! Haziran - 23 - 2008 Yorum Yap

Eğer arabalarımızı Microsoft yapıyor olsaydı, bakın neler olurdu:
1. Arabalar arada sırada stop edecekti. Biz de arabadan inecek ve arabaya tekrar girecektik.
2. Arabalarda NT versiyonları hariç sadece tek bir koltuk bulunacaktı. Her ilave koltuk için de 99 dolar ödeyecektik.
3. Arabalardaki (el freni, hararet, yağ seviyesi, akü, motor) gibi uyarı göstergeleri kalkacak yerlerini “genel koruma hatası” yazılı tek bir uyarı göstergesi alacaktı.
4. Hidrolik direksiyon, otomatik vites, air-bag, klima, abs fren gibi özelliklere sahip araba almak istediğinizde yeni windows versiyonunu almanız icap edecek. Bu ise 2 kat daha pahalı olacak, kilometrede 5 litre benzin yakacak ve araba sıkça stop edecek.
5. Arabada sun-roof olacak, ancak, onu açarsanız arabanız garanti kapsamı dışında kalacaktı.
6. Standart bir Microsoft modelinde sadece tek bir ayna bulunacak. Daha fazla ayna isterseniz 5 bin dolarlık multi-tasking versiyonunu satın almanız gerekecekti.
7. Arabalar sadece Microsoft marka benzinle çalışacaktı.
8. Arabayı stop ettirmek için önce “çalıştır” düğmesine basacaktınız.

Etiketler: , , ,

Microsoft, Bill Gates & Ampul

Yazar: KPLN! Haziran - 23 - 2008 Yorum Yap

- Tavandaki bir ampulü değiştirmek için kaç tane Bill Gates gerekir?
- Bir tane. Ampulü yerine takar ve dünyanın o ampul etrafında dönmesini bekler.

- Tavandaki bir ampulü değiştirmek için kaç tane Microsoft yöneticisi gerekir?
- Gerekmez. Çünkü, “karanlık” bir anda endüstri standardı ilan edilir.

- Tavandaki bir ampulü değiştirmek için kaç tane Microsoft teknik destek elemanı gerekir?
- Dört tane. Biri, “Ampulün lisans kayıt numarasını söyler misiniz” demek için… Biri, “Sistemi reboot ettiniz mi” demek için… Biri, “Ampulü tekrardan install ettiniz mi” demek için. Sonuncusu da, “Bizim ofiste de var ve gayet güzel çalışıyor, sorununuz donanımdan kaynaklanıyor olmalı…” demek için.

Etiketler: , , , ,