resim yükle

2012′de internet çökecek

Yazar: KPLN! Haziran - 23 - 2008 Yorum Yap

Komplo Teorileri

Peş peşe kurulan video paylaşım siteleri ve her gün milyonlarca kullanıcı tarafından büyük miktarda bilginin girildiği sosyal içerikli siteler interneti çökme noktasına getirdi. Nemertes Araştırma şirketinin raporuna göre internet üzerinde bulunan video içeriği bu yıl sonunda toplam internet içeriğinin yüzde 30′unu oluşturacak. 2012 yılına gelindiğinde ise bu oran yüzde 50′nin üzerine çıkacak. Araştırmaya göre internet üzerinden her ay gönderilen video miktarı 8 milyar gigabyte’a ulaştı. Bu rakam yaklaşık 2 milyar DVD’nin kapasitesine eşdeğer. Ancak uzmanlar internet üzerinden paylaşılan videoların 2012′de aylık 44 milyar gigabyte sınırını aşacağını ve interneti durma noktasına getirebileceğini söylüyor.

150 MİLYAR $ YATIRIM ŞART
Son rakamlara göre internetin en popüler video paylaşım sitelerinden YouTube’un veri tabanında 64 milyon video kaydı bulunuyor ve bu kayıtlara her gün 825 bin yeni video kaydı ekleniyor. Diğer yandan internet üzerinden yapılmaya başlanan televizyon yayınlarının yakın gelecekte HD’ye (yüksek çözünürlüklü yayın) dönüştürülmesi halinde internetin aylık taşıması gereken veri büyüklüğünü 2012′ye kadar 988 milyar gigabyta çıkarabileceği belirtiliyor. Uzmanlar internetin durma noktasına gelmeden altyapıya yönelik en az 150 milyar dolarlık yatırımın yapılması gerektiğine işaret ediyor.

Kaynak: Sabah
Eee artık korsanda son noktaya gelen internet için müstehak :)  2012 için olması beklenen 988 gb veri büyüklüğü gerçekten korkunç bir rakam… 150.000.000.000$ da az buçuk bir rakam değil hani. Ama muhtemelen gene bizim korkmamız gereken bir durum yok bence internet gitse internet 2 gelir 3 gelir 4 gelir ozamana kadar yada alternatif bir bağlantı muhakkak kurulacaktır.. Yada en iyisi netten video paylaşımını durdurmak :P ve bu çılgınlığın önüne geçmek :)


Etiketler: , , , , , , , ,

İstihbaratın dinleme yöntemleri

Yazar: KPLN! Haziran - 22 - 2008 Yorum Yap

Teknik takip sınır tanımıyor. ‘Büyük Birader’in havada karada gözü kulağı var…

Terörle mücadele, aranan kişilerin yakalanması ve suç unsurlarının tespitinde, güvenlik güçlerinin en etkin silahı olan ”teknik takip” sistemleri, yenilenen teknolojik yapısıyla dikkati çekiyor.

istihbarat

Önemli bilgilerin elde edilmesi ve aranan kişilerin yer tespitinde, telefon trafiğini takibe alan istihbarat birimleri, üstün özelliklere sahip kamera ve mikrofon sistemlerinin yanı sıra uydu teknolojisini de aktif olarak kullanıyor.

İlgi alanına giren ya da hedef haline gelmiş kişi, kuruluş veya örgütleri, ”teknik takip” ile izleyen dünyadaki bir çok istihbarat servisi, sabit veya mobil istasyonlar aracılığıyla önemli bilgi ve belgelere ulaşmaya çalışıyor. Yıllar önce yabancı istihbarat servislerinin kullandığı ajanlar tarafından araç ve çantalara gizlenen kameralarla, stratejik öneme sahip tesis ve askeri birliklerin görüntülendiğini belirten uzmanlar, bugünkü teknolojik imkanlarla bu işin uydu sistemleri ile yapıldığını ve bu görüntülere artık internet üzerinden bile kolaylıkla ulaşılabildiğini kaydediyor. Bir dönem ilgili güvenlik birimleri tarafından Türk Telekom aracılığıyla ”şüpheli” telefonların dinlendiğini belirten uzmanlar, bugün teknolojik imkanlarla teknik takibin farklı bir boyut kazandığını belirtiyor.

”TEKNİK TAKİP” YÖNTEMLERİ

Güvenlik birimleri, aranan kişilerin yakalanması ve suç unsurlarının tespiti için belirlenen sabit veya cep telefonu numaralarını ”teknik takip” ve ”dinleme” yöntemleriyle izlemeye alıyor. ”Teknik takip” yönteminde, şüpheli telefon numaralarıyla hangi numaralarla görüşme yapıldığı takip edilerek, görüşmenin saat ve tarih bilgilerine ait doküman hazırlanıyor. Bu yöntemle, telefon görüşmesinin içeriğini dinlemeyen servis elemanları, gerekli bulgu ve şüpheler üzerine ”dinleme” kararı alıyor. ”Dinleme” işlemi için de ilgili makamın iznini alan ekipler, ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapıyor. Hedefteki telefonla yapılan tüm görüşmelerin ses kaydını alan ekipler, ayrıca konuşmaların dökümü ve ayrıntı bilgileri hakkında da rapor hazırlıyor. Bu arada, aynı yöntemle aranan kişi ya da kişilerin yerlerini, cep telefonu sinyalleri sayesinde tespit eden ekipler, GSM şirketlerinin kayıtlarındaki bilgilerle de geçmişe yönelik verilere ulaşabiliyor. Yıllar önce eski teknolojilerle yapılan bu işlemler sırasında telefondaki kişilerin, ”araya karışan yabancı bir ses veya hışırtı” nedeniyle dinlenildiğini anlayabildiğini belirten uzmanlar, bugün kullanılan teknoloji sayesinde en ufak iz bırakılmadığını vurguluyor.

”OPERASYONEL” TEKNİK TAKİP

Kimi zaman operasyonel amaçla farklı ”teknik takip” yöntemleri kullanan istihbarat birimleri, mobil istasyon veya bürolar oluşturuyor. Hedefteki kişi yada kişilerin ”bilinmeyen” bir cep telefonu kullanması ve sürekli yer değiştirmesi durumunda devreye giren mobil istasyonlar, genellikle bir aracın içine monte ediliyor. ”GSM scanner” adı verilen bir cihazla belli bir bölgede, havadaki GSM frekanslı sinyalleri tarayıp bulan ekip, saptadığı görüşmelere kilitleniyor. İstihbaratçıların ‘’sahte baz istasyonu” adını verdiği bir başka cihazla da hedef bölgedeki cep telefonlarının sinyal aldığı baz istasyonlar ele geçirilerek, görüşmeler izleniyor. Mobil olarak kullanılan cihaz, istenilen bölgedeki tüm baz istasyonlarının telefonlarını aynı anda dinleyerek, konuşmaları kayıt edebiliyor.

LAZER İLE DİNLEME

İstihbarat birimlerinin de kullandığı bu yöntemle hedefteki kişinin bulunduğu bina izlemeye alınıyor. Söz konusu binadaki pencerelere lazer sinyali gönderen ekipler, cihazın alıcısı ile camdan yansıyan sinyalleri deşifre ediyor. Böylece içerideki konuşmalarla cama çarpan ses dalgaları, lazer sistemi sayesinde yaklaşık 200 metre uzaklıktan bile kolayca dinlenebiliyor.

BÖCEK VE GİZLİ KAMERA İLE TAKİP

İstihbarat servislerinin kullandığı teknolojiler arasında ”böcek” adı verilen mini dinleme cihazları ile gizli kamera sistemleri de önemli bir yer tutuyor. Hedefteki kişinin kullanabileceği tüm oda ve araçlara gizlice yerleştirilen cihazlar, üzerlerindeki pil bitinceye kadar ”kablosuz” olarak ses ve görüntü aktarıyor. Yakındaki bir mobil istasyon aracılığıyla kayıt altına alınan ses ve görüntüler ise içerdiği bilgi ve unsurlara göre değerlendiriliyor. Yetkililer, artık söz konusu ”casus” cihazların nano teknoloji ile geliştirildiğini belirterek, üzerlerindeki pillerin bulundukları ortamlardan yayılan bilgisayar, televizyon ve ışık sistemlerindeki ”elektromanyetik radyasyon”la havadan kablosuz olarak şarj edilebildiğini vurguladı.

TÜRKİYE’DEKİ ”TEKNİK TAKİP” OPERASYONLARI

Son yıllarda Türk istihbarat ve güvenlik birimleri tarafından aktif olarak kullanılan ”teknik takip” yöntemleri sayesinde, bir çok terör ve organize suç örgütüne darbe vurulurken, çok sayıda faili meçhul olay da aydınlatıldı. Türkiye‘de ”teknik takip” ile yapılan operasyonlar arasında Edirne Emniyet Müdürlüğü’nün 2005 yılında Kapıkule Sınır Kapısı’ndaki rüşvet iddialarıyla ilgili yaptığı çalışma dikkati çekiyor. İddialar üzerine, Edirne Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın talimatıyla, polis ve gümrük peronlarına konulan ısıtıcıların içine gizli kameralar yerleştirilmişti. Söz konusu kameralardan alınan telsiz ses ve görüntü sinyallerini, yakındaki bir camiye kurulan istasyondan günlerce izleyen güvenlik birimleri, elde edilen deliller sonucu düzenlenen operasyonda 78 kişiyi gözaltına almıştı.

Ayrıca Türk Silahlı Kuvetleri’nin ABD‘nin desteği ile elde ettiği uydu görüntüleri sayesinde, terör örgütü PKK’nın Irak’ın kuzeyindeki kamplarına gerçekleştirdiği operasyonlar da ”teknik takip” ile sonuçlanan önemli operasyonların başında geliyor.

İstanbul’da otomobillerin kundaklanması olaylarıyla ilgili olarak da polis helikopterlerine yerleştirilen ”termal kameralı” sistemler ise teknolojik özellikleriyle dikkati çekiyor. Emniyet yetkilileri, Türkiye‘de istihbarat birimlerince kullanılan ”teknik takip” yönteminin büyük bir bölümünün telefonların dinlenmesi ve yer tespitinden oluştuğunu belirterek, bu konudaki mevcut yasaların yetersiz olduğunu savundular. Türk Hava Kuvvetleri’ne ait bazı uçak ve helikopterlerde, istihbarat amaçlı izleme ve takip sistemi bulunduğunu kaydeden yetkililer, ”milli bir proje” ile uydu görüntülerinin sağlanması için de TÜBİTAK nezdindeki çalışmaların sürdürüldüğünü bildirdiler.

ABD‘NİN DÜNYAYI DİNLEDİĞİ DEV KULAK: ”ECHELON”

Dünyadaki bütün telefon, faks, telsiz, SMS ve elektronik posta iletişimini dinlediği iddia edilen Echelon sisteminin varlığı, yıllarca ABD tarafından reddedildi. Resmi olarak Echelon‘ın varlığı ilk kez 1999′da Avustralya Canberra’daki Savunma Sinyalleri Müdürlüğü (DSD) Başkanı Martin Brady’nin yaptığı açıklamayla kabul edildi.

Brady, ülkesinin 50 yıldır var olan ve gizlenen küresel bir elektronik izleme sisteminin parçası olduğunu belirterek, sisteme ait üslerin bulunduğu onlarca ülkeyi rahatsız etti. 1988′de Echelon hakkında Avrupa Parlementosu’nda yayınlanan ilk raporda, ABD‘nin Avrupa’daki telefon, faks ve e-posta haberleşmelerinin yüzde 90′ını denetlediği ifadesine yer verildi. Echelon‘un ortaya çıkışıyla birlikte, ABD‘nin uluslararası ihalelere girecek Amerikan şirketleri için rakiplerin sırlarını çalmak için de sistemi kullandığı öne sürülürken, ABD‘deki ”Elektronik Mahremiyet Örgütü” (EPIC), hükümeti mahkemeye verdi.

İddiaya göre, ABD firmalarının katılacağı ihalelerde rakip şirketlerin iletişimi dinlenerek milyarlarca dolarlık kazanç sağlandı. ABD istihbarat birimi National Security Agency (NSA) bünyesinde faaliyet gösteren Echelon ile ilgili çeşitli kurumlarca hazırlanan raporlarda, gelişmiş anten sistemleriyle yer yüzündeki tüm uydu, telefon ve internet haberleşmelerinin izlenildiği kaydediliyor.

Bu antenlerin ABD, İtalya, İngiltere, Yeni Zellanda, Kanada, Avustralya, Pakistan ve Kenya gibi bazı ülkelerde bulunduğu iddia edilen raporlarda, kıtalar arası iletişim hatlarının da dinlendiği öne sürülerek, ABD‘nin okyanus tabanındaki telefon hatlarını kontrol altında tutabilmek için bu kablolara dinleme cihazları yerleştirdiği, bu cihazlardan birinin de 1982′de kabloların bakımını yapan bir Fransız su altı ekibi tarafından bulunduğu bildiriliyor.

”Promis” adı verilen bir yazılımla, dünya üzerindeki iletişim sistemlerinden geçen veri paketlerinin Echelon tarafından düzenli olarak toplandığı bildirilen raporlarda, ”Dictionary” (sözlük) adı verilen bir filtreleme sayesinde de belirlenen anahtar kelimeler, isimler ve adresler gibi unsurlarla takibe alındığı anlatılıyor. İddialara göre, Microsoft, ABD çıkarları ve bazı ticari sırları elde etmek için, ürettiği yazılımlarda bir açık kapı bırakıyor ve bu açık kapı sayesinde, ABD askeri ve istihbarat birimleri, üzerinde Microsoft yazılımı bulunan bilgisayarlardan kullanıcı farkına bile varmadan bilgi alabiliyorlar. Buna karşılık aralarında Türkiye‘nin da bulunduğu Rusya, Çin ve Fransa’nın çektiği bazı devletler, bu tehlikeye karşı ülke sırları ve askeri güvenliği sağlamak için, Linux tabanlı ”Milli İşletim Sistemi” üretme yoluna gidiyorlar.

TERÖR ÖRGÜTÜ ELE BAŞI ÖCALAN DA ECHELON‘A TAKILMIŞTI

Uzmanlar, Echelon ve Promis sistemlerine ”tanımlanan” bir sesin yüklenmesi halinde, uydular üzerinden yapılacak bir konuşma sırasında sistemin devreye girdiğini belirtiyor. Terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan’ın da cep telefonuyla konuşurken yerinin tespit edildiğini belirten uzmanlar, Çeçen lider Dudayev’in de aynı yöntemle yerinin saptanarak, füzeyle öldürüldüğüne dikkati çekti. NSA‘in terör örgütü El Kaide lideri Usame Bin Laden’in annesiyle yaptığı telefon görüşmelerini ”gücünü göstermek” için ziyaretçilerine dinlettiğini belirten uzmanlar, ancak tüm bu teknolojiye rağmen hala saklandığı yerin tespit edilemediğini vurguladı.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,